Türkiye’de Kasım 2025 TÜFE verileri, enflasyonda son bir yıldır süren yavaşlama eğiliminin devam ettiğini gösterirken, fiyatlama davranışlarındaki katılığın hâlâ kırılmadığını ortaya koyuyor. Manşet verideki iyileşmeye rağmen, özellikle konut ve hizmet gruplarındaki yüksek oranlar dezenflasyon sürecinin ne kadar kırılgan olduğunu teyit ediyor.
Manşet Enflasyonda Yavaşlama: Beklentilerin Altında Aylık Artış
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tüketici fiyat endeksi (TÜFE), Kasım ayında bir önceki aya göre %0,87 oranında artış kaydetti. Bu oran, %1,25’lik artış beklentisinin belirgin şekilde altında gerçekleşti.
- Aylık TÜFE artışı: %0,87
- Yıllık TÜFE (manşet enflasyon): %31,07
- Bir önceki ay yıllık enflasyon: %32,87
- Beklenen yıllık enflasyon (anket): %31,6
Yıllık enflasyon %31,07 ile hem önceki aya göre gerilemiş hem de piyasa beklentisinin altında kalmış durumda. Ancak bu gerilemeye karşın:
- 12 aylık ortalama enflasyonun %35,91 seviyesinde bulunması,
- Fiyatlama davranışlarında ve maliyet kanalında süregelen yapışkanlığa işaret ediyor.
Bu tablo, enflasyonun yön itibarıyla aşağıda olsa da seviyenin hâlâ oldukça yüksek ve ekonomideki karar alma süreçlerini bozan nitelikte olduğunu gösteriyor.
Çekirdek Enflasyon: Katılık Sinyalleri Güçlü
Kasım ayında çekirdek enflasyon tarafında da sınırlı bir iyileşme gözleniyor ancak tablo hâlâ rahatlatıcı olmaktan uzak. TÜİK verilerine göre yıllık çekirdek enflasyon %31,65 seviyesine gerilemiş durumda. Diğer taraftan, enerji, işlenmemiş gıda, alkollü içecekler, tütün ve altın hariç hesaplanan B göstergesi:
- Yıllık bazda %32,17 ile manşet enflasyonun üzerinde seyrediyor.
- Aylık çekirdek artış ise %1,27 ile manşet aylık artışın (%0,87) belirgin şekilde üstünde.
Bu ayrışma, oynak kalemler dışarıda bırakıldığında “temel” fiyatlama eğiliminin hâlâ yüksek olduğunu ve dezenflasyon sürecinin çekirdek kalemlerde yeterli ivmeyi kazanamadığını gösteriyor. Mevsimsel etkilerden arındırılmış TÜFE’nin %34,19 düzeyinde bulunması da hizmet enflasyonu ve kira kaynaklı baskıların yapısal niteliğine işaret ediyor.

Konut ve Hizmet Enflasyonu: Dezenflasyonun En Zayıf Halkası
Harcama gruplarına bakıldığında, en dikkat çekici başlık konut kalemi:
- Konut fiyatları yıllık bazda %49,92 oranında arttı.
- Manşet enflasyona katkısı yaklaşık 7,6 puan düzeyinde gerçekleşti.
Konut grubundaki bu yüksek oran;
- Kira artışlarının devam ettiğini,
- Hizmet sektöründe ücret maliyetlerinin hâlâ yüksek seyrettiğini,
- Konuta ilişkin alt maliyetlerin (enerji, bakım-onarım vb.) fiyatlar üzerinde baskı kurmayı sürdürdüğünü teyit ediyor.
- Hizmet enflasyonunun önemli bir bileşeni olan lokanta ve oteller grubu ise yıllık %33,91’lik artış oranı ile fiyat katılığının en belirgin örneklerinden biri olmayı sürdürüyor. Bu durum, talep koşullarındaki dengelenmenin tek başına yeterli olmadığını, ücret-fiyat sarmalının ve maliyet kanalı baskılarının hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor.

Gıda, Ulaştırma ve Diğer Gruplar: Manşeti Aşağı ve Yukarı Çeken Unsurlar
Yıllık bazda:
- Gıda ve alkolsüz içecekler: %27,44 artış
- Ulaştırma: %29,23 artış
- Çeşitli mal ve hizmetler: %29,44 artış
Bu gruplar, manşet enflasyona anlamlı katkı yapmaya devam ediyor. Ancak gıda kaleminde görülen görece yavaşlama, enflasyon baskısını sınırlayıcı bir rol üstleniyor.
Aylık bazlı görünümde ise daha belirgin bir ayrışma söz konusu:
- Gıda ve alkolsüz içecekler: %-0,69 (düşüş)
- Ulaştırma: %1,78 artış
- Konut: %1,70 artış
Aylık katkılar açısından bakıldığında:
- Gıda ve alkolsüz içecekler, manşet aylık enflasyona -0,17 puanlık aşağı yönlü etki yaptı.
- Ulaştırma ve konut ise sırasıyla 0,27 ve 0,29 puanlık yukarı yönlü katkıda bulundu.
Gıdadaki aylık gerileme, büyük ölçüde mevsimsel ürünlerdeki fiyat düzeltmelerinden kaynaklanıyor. Bu nedenle, bu düşüşün kalıcı bir trende dönüşüp dönüşmeyeceği, önümüzdeki aylardaki veri akışıyla netleşecek. Diğer taraftan eğlence ve kültür, alkollü içecekler ve tütün gibi kalemlerdeki yüksek aylık artış oranları, belirli dönemlerde yoğunlaşan fiyat ayarlamalarının etkisini ortaya koyuyor.
Üretici Fiyatları: Maliyet Cephesinde Sıkışma Devam Ediyor
Kasım ayında üretici fiyat endeksi (ÜFE) cephesinde de görece yavaşlama olmakla birlikte maliyet baskıları tamamen ortadan kalkmış değil:
- Aylık üretici enflasyonu: %0,84
- Yıllık üretici enflasyonu: %27,23
ÜFE’deki gerileme, tüketici fiyatlarına yansıyabilecek maliyet baskılarının bir miktar azaldığına işaret etse de, üretici enflasyonunun halen yüksek çift haneli seviyelerde bulunması, maliyet kanalı üzerinden TÜFE’ye yukarı yönlü risklerin sürdüğünü gösteriyor.
Fiyat Dağılımı: Geniş Tabanlı Bir Enflasyon Yapısı
Kasım 2025 itibarıyla endekste yer alan 143 temel başlık arasında:
- 28 başlıkta fiyat düşüşü yaşandı,
- 7 başlıkta fiyat değişmedi,
- 108 başlıkta ise fiyatlar arttı.
Bu dağılım, enflasyonun belirli birkaç kaleme sıkışmadığını; fiyat artışlarının geniş bir yelpazeye yayıldığını gösteriyor. Bu tür “geniş tabanlı” enflasyon, para ve maliye politikalarının dezenflasyon sürecinde daha uzun soluklu ve dikkatli bir çerçeve gerektireceğine işaret ediyor.
Yön Doğru, Zemin Kırılgan
Kasım 2025 verileri, Türkiye’de enflasyonun yıllık bazda gerileme eğilimini sürdürdüğünü teyit ediyor. Ancak: Hizmet enflasyonundaki katılık, Konut ve kira kaynaklı kalıcı baskılar, Vergi ve idari fiyat ayarlamaları, Talep koşullarının tam anlamıyla dengelenmemiş olması, gibi faktörler enflasyonun orta vadeli patikasını risk altında tutmaya devam ediyor.
Özellikle çekirdek göstergelerin manşetin üzerinde seyretmesi ve aylık bazda daha yüksek artış göstermesi, dezenflasyonun sürdürülebilirliği açısından en önemli uyarı sinyallerinden biri. Bu çerçevede: Para politikasında erken gevşeme adımlarının, Maliye politikasında gevşek bir duruşun,mevcut kırılgan dezenflasyon sürecini hızlı şekilde tersine çevirebileceği unutulmamalı.
Sonuç itibarıyla, Kasım 2025 TÜFE verileri “enflasyonda yön aşağı, fakat yapısal baskılar hâlâ güçlü” bir çerçeve çiziyor. Orta vadede kalıcı fiyat istikrarının sağlanabilmesi için, özellikle konut, kira ve hizmet enflasyonunu hedef alan yapısal politikaların ve sıkı, öngörülebilir bir makroekonomik çerçevenin sürdürülmesi kritik önem taşıyor.